Değişmek mi! O da Ne ?

Yaptığı bir şeyin yanlışlığını bilmeden yapanlar, eğer hala kalplerinde bir parça vicdan, beyinlerinde bir dirhem mantık barındırabiliyorlarsa, bunlar her vakit doğruya ulaşmaya ve ulaştırılmaya namzet kişilerdir.

Onlara anlatılabilecek çok şey olduğu gibi, onların da anlayabilecekleri çok şey vardır. Zira yanlış yapmak insan olmanın kaçınılmazlarından biridir. İnsanı insanlıktan çıkaran ise, yanlışlığını bile bile sırf kibir, nefis ve inat uğruna yanlışın bayraktarlığını yapmaktır. Bu duruma sürükleyici sebeplerden biri de siyasettir.

Siyaset öyle bir şeydir ki; farklı bir siyasi görüşü olan yapılanmaların söyledikleri doğrulara dahi, “bunlar yanlıştır” demeyi zorunlu kılıyor. Siyaset bir fikir, vizyon ve hizmet yarışı yerine, karşıt fikri ezme ve her dediğini kötüleme yarışı halini almıştır. Kendi fikrini ve bu fikrin üstün yanlarını ifade ederek kabul ettirmek yerine, başkalarını kötüleme üzerinden kendisinin doğru olduğu izlenimi vermeye çalışan bir fikir, saldırdığı fikirden daha aşağı ve geri bir yerlerde olduğunu kendi diliyle ve haliyle tescil ve ispat eder.

Son günlerde ülke gündeminin başını çeken Anayasa değişikliği taslağı hakkındaki muhalefet görüşleri, klasik ve bizi hiç de şaşırtmayan nakarat söylemler cinsinden. Yanlışlık taassubunun, kibrin ve inadın asla doğrulamayacak doğrularının örneklerinden birini görüyoruz yine.

Kaynağı insan ve insan aklı olup da, tarihin her döneminde hiçbir değişiklik göstermeden yaşayabilen ve her çağa, döneme ve anlayışa hitap edebilen bir siyasal düşünce örneği var mıdır acaba? En büyük değişikliği, hiçbir şeyi değiştirmemek, mevcut düzene ve askeri cunta mantığı ile hazırlanmış darbe ürünü Anayasa ve yasa maddelerine bekçilik yapmak olarak algılayan bir siyasi mantık, evrensel insani değerlere bir şeyler katabileceğini iddia edebilir mi? Zaten öyle bir kaygılarının olduğunu da düşünmüyorum.

Bu ülkede vaktiyle yargıda ciddi bir şekilde ideolojik kadrolaşmaya girerek yargıyı adeta bir siyasi parti ideolojisinin dokunulmaz sözcüsü haline getirenler, şimdi ise yargının kendi ideolojileriyle örtüşmeyen bir karar verdiği hallerde, “yandaş yargı” ve “siyasallaşmış yargı” gibi iddiaları ortaya atacak kadar azmanlaşabiliyorlar.

HSYK ve Anayasa Mahkemesi’nin yapısının değişmesine karşı çıkışları, acaba bu değişikliğin bu şekilde olmaması gerektiği yönünde masumane bir hukuki ve teknik karşı çıkış mı, yoksa bu değişikliğin, bu kurumların artık ideolojik davranma olasılığını kaldıran ya da azaltan bir düzenleme oluşu yönündeki korkuları mıdır?

Darbeci bir mantığın milletten intikam alma refleksiyle hazırlamış olduğu Anayasa maddelerini adeta kutsal metinlermiş gibi savunanlar, demokrasi yanlısı olduklarını hangi akılla ve hangi vicdanla iddia edebilirler? Hiçbir alternatif görüş ve öneri sunamayarak, “ben değişiklik istemem, mevcut Anayasayı isterim” çığlıkları atanlar, neyi ve kime karşı koruduklarını düşünüyorlar acaba?

Kanadoğlu ve türevlerinin hukuk mutfağında fosil kalıntılarının tutuşturulup ısıtılmasıyla pişirilen kokuşmuş yemekleri altın kaseler içinde millete servis eden sahte garsonlar, elbette milletin bozulan midesinin hesabını kendilerinden sormasından hoşnut olmazlar.

Demokrasi ve özgürlükler, insanın doğallığına hitap ettiği oranda kabul görerek evrensellik kazanırlar. Günümüzde evrensel değer olarak kabul edilen anlayışlar da zaten bunu ifade ediyor.


Her şey bir gün muhakkak kendine dönecektir. Bu dönüş, doğallığa ve normalliğe dönüştür. Baskı ve dayatmalar, muhataplarını kendilerinden uzaklaştırma amacı üzerine bina edildikleri için bu kaçınılmaz dönüş karşısında eriyip buharlaşmaya ve sadece ibret verici gülünç bir hatıra olarak geçmişte kalmaya mahkûmdurlar.


Millet iradesinden arslandan korkar gibi korkanlar, bir kısım kişi ve kurumları kırbaç olarak kullanıp bu iradeyi terbiye yolunu seçmişlerdir. Terbiye edilmeye muhtaç terbiye edicileri, milletin iradesinin tecellisinin kendi üzerlerinde doğuracağı hışımdan kurtaracak kimse de olmayacaktır.


Yazar: Savaş Sekin
Tarih: 2010-04-06


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Bingöl Medya
http://www.bingolmedya.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.bingolmedya.com/modules.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=108