Biz Müslüman’ız, Elhamdülillah…
Peki, hiç düşündük mü “Elhamdülillah Müslüman” olanlardan kaç kişi Kur’an-ı Kerim okumuştur? Kaç kişi “Kur’an’da ne yazıyor” diye düşünmüştür?
Kaç kişi bir “Fıkıh Kitabı” okumuştur?
Sürekli Cem evlerinden ve ibadetlerinden dem vuran Alevi kardeşlerimizden kaç tanesi Ali’den haberdardır?
Veya Nahcul Balaga’dan haberi olan kaç “Alevi” vardır?
Bektaşi olduğunu söyleyenlerden kaç tanesi Hacı Bektaşi Veli’nin Makalat’ını okumuştur?
Sahi, düşündük mü?
O halde devam edelim;
Aidiyetlerini dilleriyle, kültürleriyle öne çıkaranlarda da durum aynı minvalde…
Orta yerde “Ben Türk’üm”, “Ben Kurmanc’ım”, “Ben Zaza’yım”… Diye nutuk atanların yaşam tarzlarına bakın hele…
Düğünlerine, bayramlarına, giyimlerine, konuşmalarına bir bakın bakalım hangi kültürü yansıtıyor.
Kaç kişi bu söylemlerinin içeriğinden haberdardır acaba?
Biz milliyetçiyiz, yurtseveriz, muhafazakârız, gerillayız, cemaatçiyiz, sağcıyız, solcuyuz… Sonu bir sürü “İzm” ile bitenleriz.
Velhasıl herbişeyiz.
Ama açın kapıyı bakın, aslında çoğumuz hiçbir şeyiz.
Daha neyi savunduğumuzu, niçin savunduğumuzu bile anlamış değiliz.
Sözün özü;
Toplum olarak okuyup araştırmıyoruz maalesef…
Kulaktan dolma bilgilerle aidiyet hissine kapıldığımız kapılara yöneliyoruz.
Bu arada sağlam temellere oturmayan bilgilerle donatılmışken(!) hakikatle karşılaşınca çareyi saldırmakta buluyoruz.
Çünkü en doğrusu bizim bildiğimizdir ve bizim cephemizdir(!)
Neticede belli kalıplarda düşünmüşüzdür ve bu düşüncemizi takım tutar gibi tutmaya başlamışızdır.
Doğrunun değil hislerimizin fanatiği haline gelmişizdir.
Bunun sonucunda ne yazık ki toplama düşüncelere kapılmış, her an yıkılası beyinler dolaşıyor orta yerde.
Ve şeytanın çekiciliği karşısında kendinden geçen yürekler, kaybedilen hayatlar var…
Kendimize haksızlık ettiğimizi bile düşünemez olduk.
Çünkü Hak kavramını kimi zaman silip attık, kimi zaman da kendimize yonttuk.
Ve biz herhangi bir konuda bilgi edinirken kaynağa ulaşmada yanlış bir yol belirledik.
Ve bu yol üzerine ilikledik ilk düğmeyi. Diğer düğmeler de bu yanlışın kurbanı oldular maalesef.
Elde var çıkmaz sokak!
Çare ne;
Araştırmalı ve okumalıyız.
Neyi, niçin savunduğumuzu bilmeliyiz.
Bunun için;
“Bir yerlerden başlamalıyız artık.
Bunun uygun bir zamanı da yok.
Başladığımız an uygun zaman olur.
Şimdi en uygun zaman işte…
Bulunduğumuz yerden ve elimizdekilerle…”
Ahir kelam;
“inandığınız gibi yaşamıyorsanız, sonunda yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız”
Bundan daha büyük zulüm bilmiyorum!