Ana Menü
  Özel Haberler
  Yerel Haberler
  Adaklı Haberleri
  Genç Haberleri
  Karlıova Haberleri
  Kiğı Haberleri
  Solhan Haberleri
  Yayladere Haberleri
  Yedisu Haberleri
  Köşe Yazarları
  Anketler
  Video Galeri
  Foto Galeri
  Radyo & Sohbet
  Gazete & Dergiler
  Firma Rehberi
  Üye Hesabınız
  Özel Mesajlarınız
  Üye Listesi
  İstatistikler
Üye Bilgileri
 
Üye Olun
Kayıp Şifre

 
Üyelik:
Bugün: 0
Dün: 0
Bekleyen Üyelik(ler): 3
Toplam Üye Adedi: 2,363
En Son Üye: Thomas

En Fazla Bağlı:
Misafir(ler): 414
Üye(ler): 19
Toplam: 433

Şu An Bağlı:
Misafir(ler): 55
Üye(ler): 1
Toplam: 56
Üye Ol
Foto Galeri

Bingöl
Untitled Document
Radyo
Şu an bu bloğun içeriği yok.

Referandumun Söyledikleri
Savaş Sekin
Savaş Sekin
Tarih: 21 Temmuz 2010 Çarşamba

Ülkenin mevcut en önemli gündemi olan Anayasa değişikliğine dair yapılacak olan Referandum, birçok yönüyle tarihi olarak nitelendirilebilecek derecede öneme sahiptir. Meselenin demokratik anlamda yeni çığırlar açan yönü önemli olduğu kadar, muhalif fikir ve hareketlerin sunmuş oldukları gerekçeler de bir o kadar garip ve düşündürücüdür.

 

Geçmişte yaşanan acı ve ızdırapların mimarlarının kozmik ve militarist dayatmasından ve işgal ettikleri yerleri sağlamlaştırma gayretinden ibaret olan 1982 Anayasası, şimdiye kadar yapılan birçok değişikliğe rağmen hala aynı havasından fazla bir şey kaybetmiş değildir.

 

Yaklaşık 80 yıldan bu yana bu ülkede yaşayan ve kültürüne, geleneğine, inancına, değerlerini muhafaza etme ve yaşama ızdırabında olan herkes, periyodik darbelerin eşliğinde baskı ve ideolojik terbiyeye dayalı yasal zorbalıkların gölgesinde yaşadı.

 

İsmini halktan alan, ancak fikrini ve ruhunu nerden aldığı henüz belli olmayan ve döneminin tek partisi olan bir parti saltanatı döneminde, Kur’an-ı Kerim okumanın, öğrenmenin ve öğretmenin yasak olduğu, ezanın Türkçe okunduğu!, herkesin kendi kimliğinden ve ruhundan sıyrılarak cuntacıların hazırlamış olduğu fikri ve sosyal kalıplara sadık bir şekilde yaşamaya zorlandığı döneminin acılarını, onu fiilen yaşayan büyüklerimiz bizden çok daha iyi bilirler!

 

Yine ilk kez birden fazla partinin yarıştığı! 27 Mayıs 1950 seçimlerimde bir halk devrimiyle bu yasal zulmün egemenliğine 1960 cuntacı darbesine kadar da olsa son verilişiyle beraber, yıllar sonra minarelerden ilk kez yankılanan Arapça ezan seslerinin ruhlarına işlemesiyle birlikte duygu yoğunluğundan dolayı olduğu yerde donup kalanlar, ağlayanlar, birbirlerine sarılanları da unutmuş değil bu millet.

 

Darbe ortamı hazırlamak için milleti ideolojik ve mezhepsel kamplaşmaların girdabına iterek binlerce insanı öldüren ve birbirine öldürten ve üstüne de son vuruşu yaparak hasretle beklediği darbeyi yapan cuntacıların bu millete verdirdiği kayıplar ve yaşattığı vahim acılar da henüz unutulmadı.

 

Birbiriyle çözemeyeceği hiçbir sorunu olmayan ve bu toprakların asli unsurları olan farklı etnik kökene sahip insanları birbirine düşman kılmak adına her türlü kışkırtmayı, aşağılamayı ve baskıyı yapmaktan geri durmayanlar hala hafızalardaki yerini kaybetmedi.

 

Esir kamplarını dahi mumla aratacak Diyarbakır zindanlarında en aşağılık muamelelere maruz bırakılan ve çoğundan da hiçbir haber alınamayan binlerce insanın feryatları hala kulaklarda, acıları da vicdanlarda yankılanıyor.

 

Kimlerin mağdur olduğu, kimlerin öldüğü ve öldürüldüğünün cuntalar için hiçbir önemi yoktur. Onlara göre, onların saltanatı koruyan ve sağlamlaştıran her şey ve her yol mubahtır.

 

Bu darbeci güçlere karşı olmak ve onlara bayrak açmak için sadece insanlıktan, demokrasiden, özgürlükten, eşitlikten, insan onuruna ve haysiyetine yakışır şekilde yaşamaktan yana olmak yetiyor. Hangi ideolojiyi paylaştığınızın hiçbir ehemmiyeti yoktur. Zira onların mağdurları arasında her fikirden ve ırktan insanlar yer almıştır.

 

Son yıllarda devlet ve ordu içine yerleşmiş bu cuntacıların ciddi şekilde deşifre olmalarına, çirkin planlarının teker teker gün yüzüne çıkmalarına, tutuklanarak cezaevlerindeki yerlerini aldıklarına ve yargılandıklarına tanıklık ediyoruz. Yargıdaki bir takım meydan okuma mahiyetindeki kararlara rağmen bu durum bu ülke için bir milat, bir devrim mahiyetindedir.

 

Son zamanlarda gerek siyasi, gerek güvenlik alanlarda yaşanan ciddi sıkıntılar, darbe sevdalısı ve nemalanıcısı grupların son kozlarını oynama adına can havliyle ve bütün silahlarıyla demokratikleşmeye ve milletin vicdanına ve huzuruna karşı taarruza geçme çabasının mahsulüdür.

 

Bir kabuk ne kadar set olursa olsun, içindeki en yumuşak madde dahi onu yararak dışarı çıkar. Bu ülkede artık kabuklar kırılmaya başlandı. Kabuklar kırıldıkça da sancılar da aynı oranda artıyor. Ve her sancı bir ferahlığı da arkasında getirir.

 

1982 darbe Anayasası’nda yapılan son değişikliklerde önemli yenilikler mevcut. Meseleye genel olarak bakıldığında elbette ki bu değişiklikler son derece kısıtlı ve yetersiz. Değişikliğin yelpazesi daha geniş ve konuları daha çeşitli hususlara ilişkin olabilirdi. En doğru yolun yepyeni bir Anayasa olduğu da demokrasi anlamında bir şeyler talep eden herkesin ortak görüşüdür. Ancak değişikliklerin sınırlı olması veya tamamen yeni bir Anayasa hazırlanmamış olması gibi hususlar hiçbir zaman referandum kapsamındaki değişikliklerin meşruiyetini ortadan kaldırmayacağı gibi onları kabul etmeme gibi bir fikri de haklı kılmaz.

 

Türkiye’deki her türlü demokratikleşme hamlesi, ülkede yaşayan herkesin üzerinde aynı neticeleri doğurur. Nasıl ki, yağan bir yağmurdan herkes nasibini alabiliyorsa, demokratikleşmeden de aynı şekilde herkes nasibini alır. Bu sebeple referanduma konu Anayasa değişikliklerini kimin yaptığına değil, değişikliklerin içeriğine ve doğruluğuna, ülkedeki demokrasi inşasına yeni bir tuğla koyup koymadığına bakmak en doğrusu olacaktır.

 

Referandum, bu ülkedeki her bir siyasi parti, sendika, sivil toplum örgütü v.s için aynı zamanda bir duruş imtihanıdır.

 

Referandum, demokratikleşme iddiasında olan bir kısım muhaliflerin, ideolojik saplantı ve dayatmaların tahakküm gücü ile demokrasi istemedeki samimiyetleri arasında kullanacakları tercihin kendileri için bir demokratik olgunluk ayracı olduğu bir vakadır.

 

Referandum, “hayır” diyecekler için, bir yönüyle “ben 1982 askeri Anayasası’nın kalmasını istiyorum” demektir.

 

Referandum, “hayır” diyecekler için, “benim için, demokratikleşmenin sevmediğim iktidar partisinin eliyle olması, hiç olmamasından daha iyidir” demektir.

 

Referandum, siyasi hırs ve ezilmişliğin vermiş olduğu nefsi ve hamasi kin ve düşmanlığın dayattığı “hayır” fikrine, referandum maddelerinin mahiyetiyle hiçbir alakası olmayan absürt gerekçeler üretenlerin millet huzurunda deşifre olacağı bir eleme aracıdır.

 

Referandum, millet iradesinin milletin üzerinde sonuç doğurması ile cuntacı dayatmalarının millet üzerinde sonuç doğurması arasında bir tercihtir.

 

Referandum, doğrunun kendisine değil, doğruyu yapanın kimliğine bakarak doğru hakkında hüküm verenlerin doğru karşısındaki imtihanıdır.

 

 


  
Savaş Sekin
savassekin@gmail.com




Bu makale 586 defa okundu. Toplam 764 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa Pdf Formatı Pdf Formatı Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: Savaş Sekin ] - [ Yazarlar İndeksi ]