SABAH erken saatlerde İstanbul Havalimanı`ndan "Ana" uçağıyla başlayan yolculuğumuzda ilk durak Bingöl PTT Meydanı oldu. Bakmayın böyle "oldu" deyip geçtiğime, Elazığ-Bingöl arasındaki "askeri helikopter" ile aldığımız yol "siviller" için kolay değildi! Her neyse, Bingöl`e vardık ve yoldaki konuşmalarımızda "beklenen" kalabalıkla yüz yüze geldik. Meydan Bingöl`ün nüfus yapısına göre oldukça "doluydu" ve en önemlisi "sadece bir evet-hayır" için oldukça coşkuluydu... Başbakan konuşmasına başlamadan önce bir detay dikkatimi çekti: Erdoğan`ın yanındaki bakanlar ve AK Parti yöneticileri meydandan büyük alkış alırken, Bingöl İl Başkanı, AK Partili Belediye Başkanı ve milletvekilleri "yuhalandılar ve protesto edildiler"...
Sevgili dostlar, Bingöl 1982 Anayasası`na "hayır" diyen bir "BÖLGE"! Sonrası "oylamalarda da genele ters düşme eğilimi" değişmiyor. Bu noktada aklınıza şu soru gelebilir: 1982 Anayasası`na "verilen hayır" otomatik olarak "evet" getirir mi?
İşte tam bu noktada bir detay aklıma geliyor; 1982 Anayasası`na "hayır" demek "protest-isyankâr" bir yapının göstergesi. Oysa bu "değişikliğe" evet derken "kime isyan edildiği" çok açık değil! Bu tespit sonrası; AK Parti`nin "12 Eylül darbecilerine karşı durun" özdeşleştirmesi çok önemli. Protest-isyancı bir algılama "ortaya konuyor" ve "var olan bir yapıya karşı durma" teması öne çıkıyor.
Sonuç: Bingöl`e tek başına bakarak şunu söyleyebilirim: Bingöl`de "evet" kesin! Bu "evet", halkın detaylı olarak konuya hâkim olmasından kaynaklanmıyor. Evet, motifinin altında "Erdoğan`ın şahsına yönelik büyük sevgi-ilgi" ve "Bingöl halkının" sosyal-psikolojik yapısı var. Bu noktada diyeceksiniz ki; Bingöl "uç bir il", burada alınan "kesit" Türkiye için "örnek" olamaz. Haklısınız; 1982`den bugüne Bingöl "uç değerler arasında gidip geliyor" ve "genelleme" için doğru bir "yer" değil. Zaten "ilk olarak" seçilmesinin altında da bu var...
Etik bir de sorgulama aklıma geldi!
"EVET-Hayır" sürecinde muhalefetin belki de en çok soracağı soru şu olabilir: Devletin imkânları "neden bir siyasi partinin yaptığı Anayasa değişikliğinin halkoylamasına sunulması" için kullanılıyor? Hemen soralım; haklılar mı? Olaya sadece "etik" açıdan bakarsanız, haklı olabilirler ama "tüm gerçekler" eşliğinde "sonuca" gitmeye çalışırsanız haklı değiller!
Birlikte düşünelim... Biz Elazığ`a Başbakan`la birlikte "ANA" uçağıyla geldik, oradan TSK`ya ve Emniyet`e ait helikopterlerle "Bingöl`e" geçtik. İşte "ince çizgi de" burada; "amaç miting ama devlet imkânlarıyla" ulaşım var!
Ama giden de "devleti yöneten hükümetin başındaki isim"!
Sevgili dostlar, bu sorunun cevabı yok. Bir ülkenin Başbakan`ı ister devlet için, ister kendi işi için gitsin "aynı imkânları kullanmaması" düşünülemez. Ne yapalım; bu ülkenin Başbakan`ı olan kişiyi "otobüsle veya kiralık sivil helikopterle" tehlikenin içine mi atalım? Ona yapılan saldırı şahsına değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti`ne. Kişi kim olursa olsun "o koltukta oturduğu" sürece "bizi" temsil ediyor... Uzun lafın kısası; "tam etik bakınca" olmaz denilse bile; "olmak zorunda" noktasında yaşananlar normal...
En kötü binaya sahip okula asker-polis çocukları gidiyor
BİNGÖL`de yeni yapılan binalar "gerçekten güzel". İstanbul`un herhangi bir semtinde yapılan siteleri dahi gördüğünüzü düşünebilirsiniz... Okul binaları da aynı kalitede, biri hariç. Eğitimi iyi olabilir ama "bina prefabrik bir baraka" ve öğ-rencilerin-velilerin anlattıklarına göre "kışın su alıyor, yazın aşırı sıcakta yanıyorlar". İşin daha vahim bir tarafı var; ilköğretim öğrencisi ile anaokuluna giden çocuk "aynı tuvalet ve lavaboları" kullanıyor. Son derece sakıncalı ve sağlıksız. Yetkililer, "gözlerinin önündeki bu viraneyi" umarım bir an önce görürler ve "o bölgede binbir zorlukla" görev yapanların "çocukları da" iyi bir okula kavuşurlar.
Yiğit BULUT
Haber Türk