Ana Menü
  Özel Haberler
  Yerel Haberler
  Adaklı Haberleri
  Genç Haberleri
  Karlıova Haberleri
  Kiğı Haberleri
  Solhan Haberleri
  Yayladere Haberleri
  Yedisu Haberleri
  Köşe Yazarları
  Anketler
  Video Galeri
  Foto Galeri
  Radyo & Sohbet
  Gazete & Dergiler
  Firma Rehberi
  Üye Hesabınız
  Özel Mesajlarınız
  Üye Listesi
  İstatistikler
Üye Bilgileri
 
Üye Olun
Kayıp Şifre

 
Üyelik:
Bugün: 0
Dün: 0
Bekleyen Üyelik(ler): 3
Toplam Üye Adedi: 2,363
En Son Üye: Thomas

En Fazla Bağlı:
Misafir(ler): 414
Üye(ler): 19
Toplam: 433

Şu An Bağlı:
Misafir(ler): 57
Üye(ler): 1
Toplam: 58
Üye Ol
Foto Galeri

Bingöl
Untitled Document
Radyo
Şu an bu bloğun içeriği yok.

YÜCE MECLİS YA DA KUTSAL PARLAMENTO
Fahri Alimoğlu
Fahri Alimoğlu
Tarih: 2 Eylül 2010 Perşembe

Adama sormuşlar;

Sürekli İngiltere demokrasisi övüldüğüne göre demokrasinin yaşlısı makbul. Oysa konu kadınlara geldi mi genç olanı revaçta. Demokrasi ile kadınlar arasındaki bu ters bir orantı nedendir?

Cevap vermiş adam:

“Çünkü” demiş, “demokrasi bizdeki gibi genç olduğu zaman önüne gelen ırzına geçmeye kalkışıyor da ondan”

Halen yaşadığımız “referandum çılgınlığı” tam olarak bundan başka bir şey değil.  Çayına hap gibi anayasa değişikliği katılmış demokrasiyi halletme çabası bu.

Aslında “yüce meclis” ya da “kutsal parlamento” kavramlarının baş tacı edildiği bir ülke de demokrasinin kendisini bu tür saldırılardan koruyabilmesi imkânsızdır.  Çünkü saldırı zaten demokrasiyi korumak ve kollamakla mükellef olandan, yani meclisten gelmekte, mağdur ise kendisini korumakla yükümlü olanın gerçekleştirdiği bu saldırı karşısında çoğunlukla çaresiz kalabilmektedir.

Tıpkı bugün olduğu gibi…

Doğru olmayan yöntem, karar ve tercihlerle oluşturulmuş bir meclisin kutsallığından ya da yüceliğinden söz edilemeyeceği gibi, bu şekilde oluşturulmuş bir parlamentonun, toplumun omurgasını oluşturan temel metin olan anayasayı değiştirebilmesi de kabul edilebilir olmanın uzağındadır.

Demokrasi, kavramlara anlamlar yükleyen/atayan bir lügat gibi düşünüldüğünde (ki öyledir, meclis kavramı otokrasi de ayrı, teokrasi de ayrı, monarşi de ayrı anlam taşır) meclis maddesinin karşısında, “liderler tarafından atanmış kişilerin toplandığı yer” yazmaz. Ya da parlamento için, “liderlerin emir ve talimatları doğrultusunda parmak kaldırıp indiren ve iradelerini liderlerine teslim etmiş kişilerin oluşturduğu kurum” gibi tanımlar bulunmaz.

Kendisini oluşturan kelimelerin sözlük anlamını dahi taşımayan milletvekili, “liderin memuru” değildir gerçek demokrasilerde. 

Seçim, seçme özgürlüğünden öte, seçenekleri belirleyebilme özgürlüğüdür. Ülkemizde seçenekleri de, yani kimlerin aday olacağını da liderler belirler. Seçenekleri oluşturmada özgür ve etkin olamayan bireyin seçme özgürlüğü, sistemi demokratik kılmaya yetmez. Çünkü aslında yaptığı seçim değil, seçenek adı altında önüne konan lider iradelerinden birini onamaktır.

Sosyal ve siyasal konularda itirazı mümkün olmayan bir önerme getirmek kolay iş değildir. Ama açıkçası TBMM’nin dört kişinin iradesi olduğu önermesine de kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum.

Erdoğan’ın, Baykal’ın, Bahçeli’nin ve Öcalan’ın.

Kamer Genç ve Mesut Yılmaz gibi gerçek anlamda milletin seçtiği kişileri çıkardığımızda, bu meclisin yukarıda sayılan dörtlünün okeyi ile oluştuğunu herkes kabul eder. İşte bu yüzden lider ister, günlerce mecliste yatar kalkarlar. Lider ister, oy kullanma kabinlerine girmezler. Lider ister, hayır derler, evet derler.  Hülasa varlıklarını millete değil, liderlerine borçlu oldukları için kendilerine her söyleneni yaparlar. 

Lideri ile ters düşen, liderinden farklı düşünen bir tek vekilin bile olmadığı bir meclis “yüce” ya da “kutsal” kabul edilebilir mi?

Elbette hayır.

Çünkü bireyin değil liderin belirlediklerinden oluşan meclisler, millet meclisi değil, liderlerin çalışma ofisleri ve egemenlik alanlarıdır. Millet Meclisi kavramının içini boşaltan bu sisteme demokrasi demek ve buna inanmak ancak bizim ülkemiz de olabilecek şeylerden biridir.

Kaldı ki;

Bizimki gibi kör topal yürüyen temsili demokrasilerde, seçimle işbaşına gelen partilerin milli iradeyi temsil ettiğine dair kabul, sistemin en büyük yanılgısı ve günahıdır. Çünkü iktidar milli iradeyi değil, çoğunluk iradesini temsil eder. Çoğunluğun iradesine mutlakıyet tanımak, çağdaş demokrasiler de asla kabul edilemeyecek ve mental açıdan özürlü demokrasilere özgü bir durumdur.

Çoğunluğa sonuç atfeden sayılar âleminde, iki caninin ya da iki hırsızın oyu, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın oyları ile eşittir. Çoğunluğu, kadiri mutlak olarak telakki etmenin doğal ve sakat sonucunu Peyami Safa yıllar önce; “on cahili dokuz âlime tercih eden bir sistemde, bilgi demagojiye her zaman mağluptur” diyerek dile getirmiştir. Bu yüzden demokrasinin halkı bir rakam olarak görme rejimi olmadığını akıldan çıkarmamak gerekir.

Atı alan Üsküdar’ı geçti biliyorum ama yine de;

Milli iradeyi temsil etmeyen bir çoğunluğun seçmek zorunda kaldığı (aslında liderin iradesinin tezahürü olan) vekillerden oluşmuş bir partinin, mecliste çoğunluk olmaya dayanarak anayasa değişikliği yapmaya kalkışabilmesinin tek nedeni, demokrasimizin toyluğudur. Kurum ve kuralları henüz oturmamış, askeri müdahalelerle kesile kesile büyüyememiş ve gelişememiş olan demokrasimizin gençliğinden ve deneyimsizliğinden faydalanmadır bu. Dünya anayasa yapma işini siyasi meclislere değil, anayasa meclislerine havale ederken, bizim 550 kişi sandığımız ama aslında 4 kişiden oluşan ve milli iradeyi değil, çoğunluk iradesini temsil eden  meclisimizin bunu yapmaması daha etik ve daha şık olurdu.

Unutulmamalıdır ki;

Meclisler 4 yıl için seçilir ve konjonktüre bağlı olarak seçilen partiler süreç içinde değişirler. Ama Anayasa’lar süresizdir. Toplumun bir kısmını değil tamamını temsil ederler. Bu yüzden de toplumun bir kısmı tarafından değil, tamamı tarafından yapılmalı ve değiştirilmelidirler.

Gerisi hakkın kötüye kullanımı ve çoğunluk olmanın getirdiği kuralsızlığın dayatılmasıdır.


  
Fahri Alimoğlu
fahrialimoglu@gmail.com




Bu makale 740 defa okundu. Toplam 742 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa Pdf Formatı Pdf Formatı Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: Fahri Alimoğlu ] - [ Yazarlar İndeksi ]