Ana Menü
  Özel Haberler
  Yerel Haberler
  Adaklı Haberleri
  Genç Haberleri
  Karlıova Haberleri
  Kiğı Haberleri
  Solhan Haberleri
  Yayladere Haberleri
  Yedisu Haberleri
  Köşe Yazarları
  Anketler
  Video Galeri
  Foto Galeri
  Radyo & Sohbet
  Gazete & Dergiler
  Firma Rehberi
  Üye Hesabınız
  Özel Mesajlarınız
  Üye Listesi
  İstatistikler
Üye Bilgileri
 
Üye Olun
Kayıp Şifre

 
Üyelik:
Bugün: 0
Dün: 0
Bekleyen Üyelik(ler): 3
Toplam Üye Adedi: 2,363
En Son Üye: Thomas

En Fazla Bağlı:
Misafir(ler): 414
Üye(ler): 19
Toplam: 433

Şu An Bağlı:
Misafir(ler): 54
Üye(ler): 1
Toplam: 55
Üye Ol
Foto Galeri

Bingöl
Untitled Document
Radyo
Şu an bu bloğun içeriği yok.

Boykotun Gösterdikleri
Savaş Sekin
Savaş Sekin
Tarih: 8 Eylül 2010 Çarşamba

BDP, yıllardır ülkenin enerjisini yanlış yerlerde tüketen, kavga, kan, gözyaşı, düşmanlık, kutuplaşma gibi vahim sonuçlar doğuran Kürt sorununun bir çözüme kavuşabilmesini kendi varlık sebebi olarak sayan bir partidir.

Yine Kürtlere bir takım sosyal ve kültürel hakların tanınması ve bu hakların anayasal güvence ile teminat altına alınması da BDP’nin yaptığı siyasetin en büyük hedeflerindendir.

Demokrasi ve insan haklarını mantığının bütün hücrelerine işlediği bir devlet, kendi bünyesinde etnik gruplara kendilerini ifade edebilme, kültürünü ve geleneklerini yaşatma, dilini özgürce konuşabilme ve dilde eğitim alabilme gibi imkânları sunmakla mükelleftir.

Bu sebeplerdir ki; hukuk ve özgürlük anlayışının yerleştiği gelişmiş dünya ülkeleri arasında ulus devlet anlayışı artık son kullanma tarihini doldurmuş devlet yönetimleri arasındaki yerini almıştır.

Yıllarca Kürt sorununa militarist ve askeri mantıkla bakan iktidarlar, bu sorununun silah haricinde bir yolla çözülebileceğini düşünmediler veya düşünmek istemediler. Meselenin köküne inmektense, meselenin geldiği noktayı kıt bir ufukla ve yanlış yöntemlerle kurcaladılar. Sonuç ise herkesin malumu: Kan, acı, gözyaşı, düşmanlık, kin, öfke…

 Kapısına dayandığımız Referandum süreci karşısında BDP’nin sergilediği tavır, kendi vizyonundan ve amacından bağımsız düşünülemez. Şartlar ne olursa olsun, BDP’nin bu tavrının amacı Türkiye’nin demokrasinin nimetlerinden daha çok faydalanması, yerleşik cunta Anayasasının bir önce milletin değerlerini ve fikirlerini yansıtacak şekilde modern, çağa uygun, özgürlükçü ve kucaklayıcı bir kimlik kazanması olmak durumundadır. Zira Kürt sorunu ancak böyle bir zeminde çözüm imkânına kavuşmuş olacaktır.

BDP’nin boykot kararının nasıl bir amaca hizmet ettiği çok önemlidir. İster dışarıdan meselenin resmine bakalım, ister içeriğine inip irdeleyelim, neticenin aynı olduğu ve bu neticenin daha çok MHP ve CHP’nin başını çektiği “hayır” cephesinin çıkarlarına yarayacağını düşünüyorum.

Kürt sorunun çözümünü amaç edinme iddiasında olan bir BDP’nin, referandum neticesinin ülke üzerinde ne gibi sonuçlar doğurabileceğine dair geniş ve isabetli bir öngörüye de sahip olması lazım.

Yine partisine sıkı şekilde bağlı olan BDP’nin tabanından önemli bir kısmın boykot kararını desteklemeyip evet diyecek olması, BDP’nin üzerinde kafa yorması gereken bir başka vakadır.

Referandum neticesinde “evet” veya “hayır” çıkması halinde siyasi tabloda ve genel seçimlerde güç dengesinde meydana gelebilecek değişiklikler, Kürt sorunun çözümüne dair muhatap ve kararlı bir irade bulabilme hususunda BDP ve Kürtler için büyük önem taşıyor.

Diğer yandan BDP’nin hayır cephesinin tavırlarını ve birlikteliğinin taşıdığı anlamı çok iyi okuması gerekiyor. MHP ve CHP’nin kararlılıkla ve bütün güçleriyle aynı cephede saf tuttuğu bir ortam, BDP’yi tefekkür âlemine yöneltecek kadar önemli ve hayati bir meseledir.

BDP’nin boykot kararı için kullandığı gerekçe ise, Anayasada Kürt sorununun çözümüne dair bir değişikliğin olmayışı meselesidir.  

Şu bir gerçektir ki; İdeal bir sivil Anayasanın önündeki en büyük engel Yüksek yargıdır. Anayasa Mahkemesi mevcut haliyle durduğu sürece bütün etnik gruplara hitap edecek, özgürlükçü ve demokrasi eksenli bir Anayasanın yapılmasına olanak yoktur.

Mevcut Anayasadaki hükümleri maksadını aşacak şekilde uygulamak dahi bir yana dursun, Anayasada olmayan ve kendisine hiçbir şekilde bir yetki tanınmayan konularda dahi kendisini milletin iradesinin tecellisi olan TBMM’den dahi üstün görerek absürt ve ideolojik kararlar icat eden bir Anayasa’nın Kürt sorunun çözümüne dair bir değişikliğin başına ne getireceğini herhalde hepimiz tahmin edebiliyoruz!

Siyasette siyasetçilere taş çıkaracak yapıya sahip olan bir Anayasa Mahkemesi, Bir Danıştay, Bir HSYK olduğu sürece hangi özgürlüğe, hangi hakka, hangi eşitliğe hangi demokrasiye dair milletin vicdanını yansıtan ve rahatlatan bir değişiklik yapılabilir! İnsanlar hangi hukuka güvensinler! Hangi yüksek mahkemeden adalet beklesinler!

Bu ülkede Kürt sorunun çözümünden önce Yargı sorunu çözülmelidir. Çözülmelidir ki ülkenin önü açılabilsin, Kürt sorunun çözmek isteyen iradeler var olabilsin ve bu iradeyi yargı barikatlarıyla karşılaşmadan kullanabilsinler.

Kanaatimce boykot düşüncesinde olan kardeşlerimizin şu soruların da cevabını araması gerekiyor:

- Eğer boykotun amacı AKP’yi yeni bir Anayasa yapılması halinde çözüme zorlamak ise, gerçekten de boykot etmek mi, yoksa evet oyu kullanmak mı bu baskıyı sağlayacaktır?

- CHP ve MHP bu referandumu adeta milli bir dava haline getirip meseleyi tamamen sulandırıp siyasi bir mesele haline getirmesinin amacı gerçekten de Referandumda oylanacak maddelerinin içeriğini doğru bulmamaları mı, yoksa referandumu bulunmaz bir fırsat olarak kullanıp buradan “hayır” sonucu çıkartarak AKP’yi iktardan alıp bir CHP-MHP koalisyonu yapmak mıdır? 

- CHP ve MHP bu amaçlarına ulaştıkları taktirde BDP, Kürt sorununun çözümünü isteyen bir muhatap ve irade bulabilecek midir?

- CHP ve MHP’nin içerisinde olduğu bir iktidar Kürt sorunun çözmeye mi çalışacak, yoksa ülkeyi kabus dolu Olağanüstü Hal günlere mi döndürecek?

- Daha bir iki ay önce Doğu ve Güneydoğuda yeniden Olağanüstü Hal uygulanmasını isteyen MHP ile nasıl bir uzlaşma ortamı bulabilirler?

- Kürt sorunun çözümüne dair Demokratik açılım sürecini başlatan AKP’nin girişim ve iradesini yeterli ve samimi görmeseler dahi CHP ve/veya MHP den oluşan bir koalisyonu mu, yoksa AKP iktidarını mı bu noktada kendileriyle diyaloga ve çözüme yanaşan bir irade olarak daha yakın görebilecekler?

- Boykot kararının Referandum ve genel seçimler sonrasında yapılacak yeni bir Anayasada Kürt sorununun çözümü ile ilgili AKP’ üzerinde nasıl bir baskı yapabilecektir?

- Referandumda az bir farkla “hayır” oyu çıkarsa ve bu durum genel seçimlerde koalisyon hükümeti oluşturacak kadar AKP’ye güç kaybettirip bir koalisyon hükümeti kurulursa, Referandumu boykot etmek Kürt sorununun çözümüne hayır demiş olmak anlamına gelmeyecek midir? 

- Çözüm ihtimali mi, yoksa kesin bir çözümsüzlük mü çözüm için bir umuttur?

Soruları çoğaltmak mümkün.

Şu da bir gerçektir ki; referandumu sulandırıp amacı dışına çıkaran muhalefet partileri ve onların gizli destekçileri bir kısım karanlık güçlerin bu meseleyi, millet ile kendileri arasında bir iktidar mücadelesine çevirdiklerini ve ülkenin demokratikleşmesi yolunda atılan adımları kendi ihtiraslarına kurban etmeye çalıştıklarını görmek zorundayız.

Kürt sorunun çözümünü isteyen BDP’nin bu karanlık güçler ile aynı kefede görünmemek adına çaba harcaması gerekiyor. Boykotu en çok kimlerin alkışladığına da bakması gerekiyor. Eğer MHP ve CHP ortak bir safta bulunup BDP’yi alkışlıyorsa, BDP’nin kendisini onlara değil de, kendi tabanına ve demokrasi ve özgürlük isteyen herkese alkışlatması için bir kez daha düşünmesi gerekiyor.

Yapılması gerekenden çok daha az doğrunun yapılması, o az doğruları yanlış hükmüne çevirmez. Doğrunun azı da yanlıştan her zaman daha iyidir. Öncelikle yargısal barikatların aşılması bu ülkeyi bir doğrular ülkesine doğru götürecektir.

Referandumda verilecek oyun manası evet mi yoksa hayır mı tercihi değil, millet mi, yoksa karanlık güçler mi? tercihidir.  


  
Savaş Sekin
savassekin@gmail.com




Bu makale 612 defa okundu. Toplam 1120 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa Pdf Formatı Pdf Formatı Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: Savaş Sekin ] - [ Yazarlar İndeksi ]