Ana Menü
  Özel Haberler
  Yerel Haberler
  Adaklı Haberleri
  Genç Haberleri
  Karlıova Haberleri
  Kiğı Haberleri
  Solhan Haberleri
  Yayladere Haberleri
  Yedisu Haberleri
  Köşe Yazarları
  Anketler
  Video Galeri
  Foto Galeri
  Radyo & Sohbet
  Gazete & Dergiler
  Firma Rehberi
  Üye Hesabınız
  Özel Mesajlarınız
  Üye Listesi
  İstatistikler
Üye Bilgileri
 
Üye Olun
Kayıp Şifre

 
Üyelik:
Bugün: 0
Dün: 0
Bekleyen Üyelik(ler): 3
Toplam Üye Adedi: 2,363
En Son Üye: Thomas

En Fazla Bağlı:
Misafir(ler): 414
Üye(ler): 19
Toplam: 433

Şu An Bağlı:
Misafir(ler): 52
Üye(ler): 1
Toplam: 53
Üye Ol
Foto Galeri

Bingöl
Untitled Document
Radyo
Şu an bu bloğun içeriği yok.

Binaların Rengi Sarı Olsun!
Fahri Alimoğlu
Fahri Alimoğlu
Tarih: 3 Mart 2010 Çarşamba

Önce Güveçli köylüleri seslerini yükselttiler.

Muhtar Sıdkı BOZAN ve bir gurup köy sakini tarım arazisi üzerine konut yapılmasındaki mantığı anlayamadıklarını ve bu hatadan bir an önce dönülmesi gerektiğini söylediler.

İnşaat kararının iptali için dava açtıklarını da belirten Güveçli köylüleri, ovadaki tarım arazisinin sulak ve kumlu olduğunu, birinci derece deprem bölgesi olan Bingöl’de bu ova’ya bina yapmanın hem deprem güvenliği hem de ilin ekonomisi açısından hayli büyük bir yanlış olduğunun altını çizdiler.

Kim yaptı bu uyarıyı?

Köylü.

Söz de az eğitimli, söz de cahil, söz de az bilir.

Peki, sanayisi olmayan, sanayi adına kibrit çöpü dahi üretilmeyen şehrin tarıma uygun tek ovasına kim yapıyor konutları?

Bir sendika yani aynı zamanda bir sivil toplum örgütü.

Üstelik hepsi eğitimli, üniversite mezunu, öğretmen, mühendis filan.

Kime ait olduğu, doğru olup olmamasından önemliyse fikrin, düşüncenin eylemin bir anlam yoktur. Köylümüzün eğrisiz doğrusunu, şehirlinin tepeden tırnağa yanlışı ne yazık ki çaresiz bırakabiliyor.

Köylünün bu haklı isyanına dün Saadet Partisi İl Başkanı Atik KORKUTATA’dan destek geldi. Açıklamasında ovaya konut yapılmasını vahim bir durum olarak nitelendiren KORKUTATA “insanların geçim ve uğraş sahası, üç çayın (Göynük, Çapakçur ve Murat) birleştiği bu bölge birinci sınıf tarım arazisidir. Yamaçlar dururken bu alana konut yapılması karşısında yarın ahların vahların faydası olmayacaktır” diyerek, oldukça dikkat çekici bir üslup zarafeti ile doğruları işaret etti.

Köylü haklı, il başkanı da haklı. Hem de bütün gerekçelerinde haklılar. Bu nedenle tekrardan kaçınıyor ve olayın başka bir boyutuna geçiyorum. Kimsenin görmek istemediği diğer cephesinden söz edeceğim.

Temel soru şu?

Bir sendika iktidardan ulufe almaya nasıl razı olabilir?

Hükümetten konut alan üstelik bu konutları en olmadık yere kurdurabilecek kadar yakın temas halinde olan bir sendika, yarın gerektiğinde iktidara karşı herhangi bir sendikal eylemin içersinde yer alabilir mi?

İktidarla, işverenle kol kola sendikacılık mümkün mü?

Sendikal örgütlenmenin varlık gerekçesine aykırı bu yaklaşıma dünya sarı sendikacılık diyor. Literatüre iki farklı kaynaktan giren sarı sendika ve sarı sivil toplum örgütü kavramlarının başındaki sarı’nın Amerikan İngilizcesindeki “yellow” sarı- soluk- korkak anlamından türetildiği söyleniyor. İşverenden ya da iktidardan yana tavır takınmalarından dolayı “korkak sendika” ya da “korkak sivil toplum örgütü” anlamına gelsin diye sarı getiriliyor tanımın başına.

Sarı sendikacılığın kökenini Fransızlara dayandıranlara göre ise; tanım 1900′lerin başında ortaya çıkan “sarılar” (les jaunes) hareketinden doğmuş. Bu harekete bağlı ilk sarı sendikanın 1901 yılında Fransadaki genel greve katılmayı red ettiği bilgisini de ekleyelim, dursun bir köşede.

TOKİ üzerinden şehrin tek ovasına, şehrin tek tarım alanına kendi üyeleri için konut yaptıran sendikanın, TEKEL işçilerine destek amacı ile yapılan bir günlük kısmi genel greve katılmayan iki sendikadan biri olduğu bilgisini de deminki köşeye koyalım. İki bilgi yan yana ne güzel durdular değil mi?

Yakıştılar da birbirlerine.

Yanlış anlaşılmasın elbette kimsenin ev sahibi olmasına bir itirazımız yok. TOKİ’nin de bu amaçla kullanılmasında bir hata görmüyorum ama;

Hükümetin TOKİ’sine olmadık yerlerde kendinize ev yaptırırken, evsiz barksız, karda kışta, dondurucu soğukta sokakta kalmış işçilerin iktidara karşı olan eylemine destek vermediğiniz zaman, sendika olmanızın ifade ettiği anlamın kaybolduğunu da görmeniz gerekir. Yarın bitecek olan binalarınızın renginin sarı olmasına da razı olmanız tabi ki.

Bana göre her tarafı yanlış bu işlemin.

Güveçli köylüsü biliyor,

Aziz Millet biliyor,

En önemlisi,

El-Alim olan Allah biliyor.

AKLIMA TAKILAN

Bu hafta gelen bir mail takıldı aklıma paylaşayım istedim.

Londra’daki caminin yeni imamı şehre gitmek için hep aynı otobüse biniyor ve çoğu zaman aynı şoföre rastlıyormuş. Bir gün, bilet alırken şoför yanlışlıkla “20 kuruş” fazla vermiş. İmam oturup parasını sayınca yanlışlığı fark etmiş. Kendi kendine düşünmüş “20 kuruşu geri versem mi şoföre?”… Ama içinden bir ses diyormuş ki “çok küçük bir para ve şoförün zaten umurunda da değil. Otobüs şirketine 20 kuruş ne fark eder?. İneceği durağa gelince, imam kalkmış ve fikrini değiştirmiş, inmeden önce şoförün yanına gitmiş, 20 kuruşu geri vermiş ve demiş ki : “paranın üstünü fazla verdiniz.” Şoför gülümsemiş ve demiş ki : “Siz camiinin yeni imamısınız değil mi? Aslında uzun zamandır sizi ziyaret etmek istiyordum caminizde, İslam’ı öğrenmek için ve bilerek size fazla para verdim nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim.”

İmam inerken nerdeyse bacaklarını hissetmiyormuş, yere yığılmamak için bir direğe tutunmuş ve kendine gelmeye çalışmış. Gözlerinden yaşlar dökülerek gökyüzüne bakmış ve: “Allah’ım az daha İslam’ı 20 kuruşa satıyordum. Merhametine sığınıyorum, beni affet” diye ağlamış.

Dini – siyasete, siyaseti ve her şeyi ticarete çevirenlere hediyem olsun.


  
Fahri Alimoğlu
fahrialimoglu@gmail.com




Bu makale 348 defa okundu. Toplam 665 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa Pdf Formatı Pdf Formatı Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: Fahri Alimoğlu ] - [ Yazarlar İndeksi ]