İlimizde son günlerde en çok konuşulan konuların başında kuşkusuz Bingöl üniversitesi gelmektedir.
Hızlı büyüyen bir yapıdan tutun da personel alımlarındaki kafa bulanıklarına varıncaya kadar iyisiyle kötüsüyle yığınla konuşmalar, söz düelloları açıklamalar...
Bilgisi olan da konuştu olmayan da.
Velhasıl bir türlü gündemden düşmedi bu genç üniversitemiz.
Bu arada en çok konuşulanların başında da Solhan yerine Karakoçan’a verilen yüksekokul oldu.
Konuşmak, en çok yaptığımız iş maalesef.
Genç ilçesi olarak bu aşamalarda biz neler yaptık?
Biz de konuştuk haliyle…
Öncelikle yüksekokul için çok istekte bulunduk.
Çalıştık, çabaladık, “hakkımız olanı verin” dedik.
En yetkisizinden en yetkilisine her platformda bunu dillendirmeye çalıştık.
“En büyük ilçeyiz” dedik, “en yakın ilçeyiz” dedik, “olanak olarak en iyi durumdayız” dedik vs. vs.
Bunda başarılı da olduk nitekim.
Nihayet ilçemizde yüksekokul açılması için olur verildiği açıklandı.
Önümüzde iki seçenek vardı;
Ya konuşmalarımızı taçlandıracak ya da derin bir sessizliğe gömülerek günü kurtarmaya çalışacaktık.
Peki, müjdeyi verenler olarak(!) biz neler yaptık;
Tüm bu isteğimiz şartların gerçekleşmekte olduğunu gördüğümüz an bambaşka bir hale büründük.
Kavuşunca büyüsü bozulan bir sevda gibi; büyü bozuldu, sevda kayboldu gitti bizim için.
Arzumuz sönüverdi birden.
İçimizi bir korku kapladı.
Çok istemekle hata mı yaptık acaba(!) diye düşünmeye başladık.
Ve artık olaylara soğuk tarafından yaklaştık.
“Korktuk” diyorum çünkü içinde bulunduğumuz bu durum ancak korkuyla tarif edilecek bir şeydi.
Öyle bir korku ki tarif edilemeyen…
Yapamam, hakkından gelemem, bana göre değil, cümlelerini çoğaltır olduk beyninizin bir yerinde.
En iyisi rahat bir kafayla döner koltukta dönmek…
Ne gerek bu kadar uğraşıya, değil mi?
Başka bir sebep bilen var mı? Ben bilmiyorum.
Dedik ya, kavuşunca sevdanın büyüsü bozuldu.
Çünkü bizden okul tahsis yer istemişlerdi.
Tabi bu arada biz yüksekokul isteyince derslerin nerelerde yapılacağını düşünememiştik(!) Bazıları düşünmüş olacak ki “makam odamı bile veririm” demişti ama biz düşünememiştik.
Sadece istemiştik.
Tam da burada bir çözüm ürettik ki evlere şenlik;
“Okulumuz olsun da varsın ismiyle olsun” dedik…
İki yıl boyunca bizden uzak da olsa bizim ismimizi taşıyacaktı nasılsa.
Anlayacağınız durum içler acısı;
“Benim bir karım var o da babasının evindedir” deyişi geldi aklıma.
Değil mi ki; Bizim de yüksekokulumuz var ama babasının evindedir… Tam komedi.
Yetkisiz Vatandaş olarak fakülte beklentisi içindeyken yetkili vatandaşların korkularına takılan yüksekokuldan olacağız bu gidişle, çok yazık!
Bu arada, fakülte beklentisinde olanları tatmin için de lütfedip ismi Genç olan bir fakülte açsınlar, bir zahmet!
Yetkililerimize sesim gidecekse;
Evet, kendinize göre haklı gerekçeleriniz olabilir ama unutmayın bu gerekçeler size göre…
Genç halkı ismen “Genç” adını taşıyacak olan bir yüksekokulu ne yapsın Allah’ınızın aşkına!
Bu halk;
Kendi sınırları dâhilinde öğrencilerine kendini tanıtan ve kendisinin de onları tanıyacağı bir ortam bekler.
Gelinip gidilen, eğitiminden bahsedilen bir yüksekokul ister.
Bu okul kurulduğunda daha ilerilere taşınacağı beklentisinde olur.
Ve der ki;
Vatandaş olarak beklentimiz ilerisi için bir fakülte kurulması iken yüksekokulu elden kaçırmak üzere olan bir yönetimle karşı karşıyayız.
İlçe halkımızın sloganı var artık bilesiniz;
“Lafınız çak ama icraatınız yok.”
Bir ekleme yapmak gerekirse;
İlçemiz adını taşıyacak bir Yüksekokulun iki yıl için ilçemiz dışında bulunacak olması çözüm değil açıkçası beceriksizliğimizin bir resmidir. Bunu neden görmezsiniz?
Ey millet; bilin ki,
Görüştüğümüz yetkililer maalesef ki ne yapabilirimden ziyade işin kolayına kaçar gibi bir havaya sahipler.
“Şurası uygun olmaz mı?”
-Hayır, orayı falanca kuruma tahsis etmeyi düşünüyoruz.
“Peki burası?”
-Ha o mu, oranın sözü çoktan verildi.
Vaziyet bu…
Bunları duymak istemiyoruz açıkçası.
Bunlar çözüm değil çözümün bir parçası da değil.
Tamam, diyelim ki bizim bilmediğimiz ama sizin vakıf olduğunuz şeyler var…
Bunları yazmak bizim için kolay diye düşünüyorsunuz.
O halde çıkın korkularınızı anlatın.
Doğrusu böyle bir meselede bizim de bilgilendirilme hakkımızın olduğunu düşünüyoruz.
Haksız mıyız?
…
Gencinsesi sitesi’ni takip edenler bu konudaki çabaya şahit olmuşlardır. Aynı çabayı makam koltuklarını işgal edenler de göstersin istiyoruz.
Şahsi fikrim şudur ki;
Geçici de olsa eski karakol binası bu iş için seçilebilecek en uygun yerdir.
Hatırlarsanız doksanlı yıllarda, askeri birlikler ilçeye geldiklerinde ne yapar eder kalacak bir yer bulurlardı.
Sizden isteğimiz ey yetkililer;
Ne yapın edin bir yer bulun artık!
Zaman bahane üretme zamanı değil iş yapma zamanı, zahmete katlanma zamanıdır.
Sokun şu taşın altına artık elinizi.
Yapamıyorsanız da şu korkularınızın ne olduğunu çıkıp yüreklilikle bu halka anlatın.
Bir şey kaybetmezsiniz.