Boztimur: “Sözüm ona Bingöl’e deniz getirecek beyefendi, Hacı Ketenalp’i düşman saflarında yer almış iş birlikçi ilan etmiş, birkaç aklı uçuğu da yanına alıp propaganda yapmıştı”
Bingöl Haber12 gazetesi Muhabiri Yunus Boztimur, yazdığı köşe yazısında “15 Nisan’da Bingöl şantiyeye dönecek” diyen Bingöl Belediye Başkanı Serdar Atalay’a ağır eleştirilerde bulundu.
Yazısında, önceki dönem Belediye Başkanı Hacı Ketenalp ile kıyaslamadığı Serdar Atalay’ın 460 günlük karnesini de irdeleyen Boztimur, Başkan Atalay’ı ‘burjuvazi ve kodamanlık’ muhabbetleri yapmakla itham etti.
İşte Boztimur’un köşe yazısı…
Kentsel sorunların alt üst olduğu bir döneme denk gelmeniz talihsiz bir kuşak olduğunuzu gösterir. Maalesef talihsizlik adına ne varsa şahit olmak zorunda kalıyorsunuz.
Görmek istemeğimiz ne varsa burnumuzun dibinde kamp kurmuş. Yılların biriktirdiği bir öfke ile kent-köylülük statüsü dayatılan, ne olduğu belirsiz bir yerde yaşamaktan bıkar hale geldik. İnsanlara idiot muamelesi yapılmasına şahit olmaktan bıkar hale geldik.15 ay boyunca insanları beklentilere mahkûm edip sinsilik yapanlara şahit olmaktan bıkar hale geldik. Kısacası bu aklı havalılar bizi sadece bıktırdı…
Yok, efendim merkezi hükümet bilmem ne demişte, yok İller Bankasından bilmem ne kadar kredi almışta. El insaf be kardeşim 460 gün geçti. Bu süre zarfında insan bir çivi çakmaz mı? 460 günde 460 tane çivi bile çakamaz mı insan? Bu kadar gülünç ve bu derece ilerlemiş bir aciziyet örneğine rastlamak mümkün değil.
Hangi vaatlerle o binaya geçtiniz. Dağıttığınız ütopik broşürleriniz haricinde bu halka neyi miras bırakacaksınız? Ne yaptınız da biz görmedik. Seçim arifesinde rakiplerinizi taklit etmekten aklınız uçmuştu.
Ne dediğinizi bilmeden sokak sokak gezip “Merhaba bulaşık yıkayan teyze” demekle hizmet gelmedi bu kentte. İktidar sarhoşluğuna kapılıp Bingöl’e deniz getireceğiz dediniz. Hani nerede Eyfel kulesi, nerede korular, nerede deniz. Rakipleriniz ağaç dedi, siz orman dediniz, onlar ev dedi siz semt dediniz, adamlar göl dediler siz noktayı koyup deniz getireceğiz dediniz ve seçimi aldınız. Her şey bitti. Rekabet bitti, seçim sona erdi ve bilmem kaç oy cepte gelsin belediye başkanlığı.
Bakan’a rağmen…
Ha bu arada unutulan şu düşman-işbirlikçi konusunu araya iliştirmekte fayda var. Hatırlarsanız mahalli seçim öncesi AKP’ye rakip olan adayların dönemin AKP’li Belediye Başkanı Hacı Ketenalp’i makamında ziyaret etmeleri bir meydan muharebesine mahal vermişti. Sözüm ona Bingöl’e deniz getirecek beyefendi, Hacı Ketenalp’i düşman saflarında yer almış iş birlikçi ilan etmiş, birkaç aklı uçuğu da yanına alıp propaganda yapmıştı. Şimdi bu beyefendilerin kendi partilerinden olmasına rağmen o arifede sert bir tutum sergilediği Hacı Ketenalp ile kendi 460 günlerini şöyle bir kıyaslasalar… Bakan Yılmaz’ın avantajları ve yağmayan kar hariç…
Ketenalp’in karnesi
Hacı Ketenalp’in başkanlık yaptığı süre diliminde şahsım dâhil olmak üzere yüzlerce haber yazdık çizdik. Ketenalp döneminde Bingöl Belediyesi belki de tarihinde ilk defa Bingöl basınından bu kadar sert bir muhalefet ile karşılaşmıştı. Hemen her gün her gazetede ya bir çukur yâda bir çöp haberi yayımlanırdı. Fakat bütün bu tepkilere karşı bu dönemde iyi bir hizmet tablosu ortaya çıktı. Abarttığımı düşünenler haklı olarak ne yapıldığını merak eder. Hacı Ketenalp’in kısa bir sürede Bingöl’e kazandırdığı “Kilitli Taş Fabrikası, Yeraltı Çarşısı, Semt Pazarları,28 Araçlık Filo,5 Adet Park, bütün çarşı merkezinde döşenen bazalt taşlar ve Arıtma Tesisi inşaatı gibi sadece yapılanların birkaçı… Her şeyden önce Ketenalp Bingöl’de alçak gönüllülüğü ve hoş görüsüyle hafızalarda yer aldı… Ketenalp’in özetle karnesi böyleydi… Peki ya 460 günlük efendiler…
Müşteri velinimettir
Şimdi şu deniz getirecek beyefendiler için ne yazılabilir diye onlarca defa arşivleri taradım. Tam 460 gün yani 15 ay içerisinde neler yapılmış diye… Özet şu; İyi hâsılat toplarım, su borcunu ödemeye gelenleri çiçekle karşılarım, gazetelerde yol, çukur, çöp haberleri gördüğümde kasıt ararım, Dörtyol’un göbeğinde 24 saat akan pis suyu görmem, Dörtyol Park’ını yıkarım, Kültür Merkezinde davul çalarım, kodamanların derneğine üye olurum, biz Bingöl’ün yerlileri, yersizleri, efendileri, sahipleri, eskileri, burjuvaları, entelektüelleri, eğitimlileri, Aşağıçarşılıları, Bahçelievlileri… Muhabbet bu, karne budur… Özetle 460 günün bilânçosu…
Bir duvarı içeri çektirmek
Elazığ’da öğrencilik yıllarımda dönemin Refah-Fazilet partili Belediye Başkanlarından Hamza Yanılmaz’ın Elazığ’da belediyecilikte çığır açan hizmetlerinden sadece bir tanesini hatırlatayım… Elazığ’a gitmeyenimiz yoktur sanırım. Cuma pazarı diye bilinen mevkiinin hemen yanında Ordu Evi bulunuyor. Ordu Evinin ana caddeyi yalayan geniş-uzunca duvarları kaldırımların daracık kalmasına sebep olduğu için büyük sıkıntıların yaşanmasına neden oluyordu. Yanılmaz, çok genç ve tecrübesiz olmasına rağmen yıllardır geçmiş belediye başkanlarının içeri çektiremediği ordunun duvarlarını içeri çektirdi. Aynı noktada otobüs duraklarını kurdu, o daracık kaldırımlar koca bir meydan görüntüsü verdi. Öğrenciler, yaşlılar, gençler Yanılmaz’ın sadece bu eserini unutmamış olacak ki 10 yıl belediye başkanlığı ve halen devam eden milletvekilliğiyle iletişim halindeler…
Hiç bir şey yapamıyorsanız bari bir duvarı içeri çektirseydiniz, hiçbir şey yapamıyorsanız iktidar desteksiz ve enterne edilmelerine rağmen neleri hayata geçirdiğini ispatlayan belediyeleri takip etseydiniz, hiçbir şey yapamıyorsanız ışıklı bir palmiye ağacı dikseydiniz, hiçbir şey yapamıyorsanız bari bir defa da olsa aksini ispat edip bizi utandırma becerisini gösterseydiniz… Bunu da yapamıyorsanız Demokles’in heykelini dikin…